4 Mayıs 2015 Pazartesi

SYNCHRONİSM




1-Senkronizm Amerikalı sanatçılar Stanton MacDonald-Wright ve Morgan Russell tarafından 1912 yılında kurulan bir sanat hareketidir.
2-Synchromism uluslararası dikkatleri alan ilk Amerikan avant-garde sanat hareketi olmuş
3- Aynı dönem Macdonald-Wright ve Russell tarafından ilk synchromist sergisi Münih'te gösterildi.
4-Synchromism Stanton MacDonald-Wright ve M  organ Russell tarafından geliştirilmiştir.
5-.İlk synchromist resim, Green Russell Synchromy, 1913 yılında Paris Salon des Indépendants de sergilendi.
6-Senkronizm renk ölçeklerine dayanır ve ilerleyen ritmik renk tonlarının azaltılması ile kullanılır.
7-İlk senkronist eserler, o dönemin fovist eserleri ile de benzerlik göstermiştir.

SECTİON D'OR




1- Ressamlar ve eleştirmenlerden oluşan bir gruptur.
2-Kübizmden türemiş olan Orphism ile ilişkilendirilmiştir. Orphizm, Kübizm'den doğan 20'nci yüzyıl sanat akımıdır.
3-1912’den 1914’e kadar faaliyet göstermişler.
4-1912’de grup ilk sergilerini Paris’teki Galerie la Boétie’de açmıştır.
5-Section d’Or adını taşıyan kısa ömürlü bir dergi de yayınlamışlar.
6-Grubun adı ressam Jacques Villon tarafından önerilmiştir. 
7-Ana üyeler Robert Delaunay, Marcel Duchamp, Raymond Duchamp-Villon, Albert Gleizes, Juan Gris, Roger de La Fresnaye, Fernand Léger, André Lhote, Louis Marcoussis, Jean Metzinger, Francis Picabia, ve André Dunoyer de Segonzac’tır.
8-Villon’un matematiksel oranların etkisine karşı olan ilgisi bunda etkili olmuştur. Bu oranlardan birisi de Altın Orandır. Grubun adı Kübist artistlerin geometrik formlara duyduğu ilgiyi temsil eder.

JUAN GRİS

1- 1904 yılına kadar matematik, fizik ve mühendislik üzerine eğitim almıştır. 
2-1919 yılında ilk tek kişilik sergisini Paris’te açtı.
3-
 heykel yapımında, çizimlerde, balerinler için kostüm dizaynı ve sahne dekorasyonunda da başarılı çalışmalar yapmıştır.
4-Kübist tarzındaki eserleri Section d’Or sergisinde yayınlandı

29 Nisan 2015 Çarşamba

Der Blaue Reiter




1- Vassily Kandinsky ve Franz Marc'ın 1911'de Almanya'nın Münih şehrinde kurduğu ressamlar birliği.
2-Kandinsky ve Marc 1912'de, içinde plastik sanatlara ve müziğe yer verdikleri Der Blaue Reiter (Mavi Süvari) adında bir almanak yayınlamışlar ve iki sergi düzenlemişler.
3-1905'de kurulan Die Brücke (Köprü) adlı ressamlar birliği gibi, Mavi Süvari stili realizm, naturalizm ve izlenimciliğe karşıydı.
4-Mavi Süvari ressamlar birliği, Kandinsky'nin 1903'de boyadığı Der Blaue Reiter resiminin ismini almış.
5- "Mavi süvari" anlamına gelen bu ismi, Kandinsky'nin atlıları, Franz Marc'ın atları, ve her ikisinin mavi rengi sevmesinden dolayı seçmiş.
6-Der Blaue Reiter'in 1912'de Münchner Galerie Thannhäuser'da yaptıkları sergiden sonra kendilerini uluslararası duyurmayı başarmışlar. Bunun üzerine Heinrich Campendonk, Robert Delauney ve Lionel Feininger bu guruba katılmışlardır.
7-Mavi Süvari grubu bildirge yayımlamıştır. Bu bildirgede dönemin entellektüel ortamında oldukça yankı uyandırmış bildirgede on dört ana makale varmış.
8-Bu metinlerde Kandinsky ilk kez sanatçının doğayı kavraması ve saf estetik birliğe yönelmesindeki yegane aracı olarak gördüğü "içsel gereklilik"ten bahsetmiş.


Vasiliy Kandinskiy


1-Ressam ve sanat kuramcısıdır.
2-Çalışmalarında içgüdüsel ve duygusal, dekoratif ve biomorfik bir eğilim yer tutmuştur.
3-Phalanx sanatçılar grubunu kurdu.
4-Phalanx 'ın önce öğrencisi sonra sonrada öğretmeni oldu.

FUTURİSM



1-20. yüzyılın başlarında İtalya'da ortaya çıkmış bir sanat akımıdır.
2-Bu akımın öncüsü İtalyan şair, romancı, oyun yazarı ve yayın yönetmeni Filippo Tommaso Marinetti'dir.
3-Şiirde geleneksel kurallar terk edilir. Ölçü ve uyaktan vazgeçilir, şiir yazarken özgürce davranılır. Bu yüzden fütürizmde serbest tarzda yazılan şiirler ön plana çıkar.
4-Fütüristlere göre sanat tarihçileri faydasız, hatta zararlıdır; onlara aldırmamak gerekir.
5-Edebiyatın durgunluktan ve uyuşukluktan kurtulması gerektiğine inanan futüristler, savaş, kavga gibi saldırgan hareketleri içeren konuları ele almışlar.
6- Temsilcileri Marinetti,Mayakovski ,Türk Edebiyatında ise NAZIM HİKMET RAN.
7-Sanatın estetik öğeleri olan ahenk ve güzel gereksiz sayılmışlar.

DİE BRÜCKE




1-Dresden'de 1905'te kurulan Alman dışavurumcu sanat topluluğudur.
2- Bu akım  sanatla yaşam arasında bir yakınlık kurmayı amaçlamıştır.
3- Kurucu üyeleri  Fritz Bleyl, Erich Heckel, Ernst Ludwig Kirchner ve Karl Schmidt-Rottluff tir.
4-20. yüzyılda ortaya çıkan modern sanatın gelecekteki gelişmelerine temel oluşturan bu akım, dışavurumculuk akımını yaratmıştır. 
5-Topluluğa sonradan katılanlar ise; Emil Nolde, Max Pechstein ve Otto Mueller'dir.
6-Die Brüche ressamları kaba, ilkel renkler, kalın çizgiler kullanmışlar çağdaş yaşamın umutsuzluğunu eserlerinde işlemişlerdir.

25 Nisan 2015 Cumartesi

LES FAUVES



1-20.yy’ın başlarında Henri Matisse tarafından Fransa'da geliştirilen bir sanat akımıdır.
2-Expressionism’in bir çeşidi olarak da görülebilir.
3-En önemli özelliği, tüpten çıkmış gibi çiğ ve bağıran renklerin doğrudan kullanımıdır.
4-Matisse, Derain ve Vlaminck'in Paris'te açtıkları bir sergide ilk kez duyulmuştur.
 5-1905 yılında gercekleşen bu sergi modern resme birçok katkıda bulunmuştur
6-Sergide bulunan ünlü eleştirmen Louis Vauxcelles bu gruba le fauves (vahşi hayvanlar) olarak hitap etmiştir. Akım adını buradan alır. Fovizm'de görsellik ön plandadır.

7-Fovistlerin ele aldıkları konular; cansız doğa ve manzara gibi alışılagelen türlerin dışına çıkmazmış.
8-Fovizm, çok çeşitli ve kısa ömürlü gruplar halinde uygulanmıştır.Ama aralarında öne çıkan adlar; Georges Braque (1882-1959) ve Andre Derain(1880-1954) ve Henri Matisse’1869-1954) dir.

8 Nisan 2015 Çarşamba

Dışavurumculuk (ekspresyonizm)



Doğanın olduğu gibi temsili yerine, iç dünyanın ön plana çıkarıldığı 20. yüzyıl sanat akımı
Politik istikrarsızlık ve ekonomik çöküntü ortamında Almanya'da pozitivizm, naturalizm ve empresyonizm akimlarina karsi olarak ortaya çıkmıştır. 
19. yüzyıl gerçekçilik ve idealizmine karşıt anti-natüralist öznelliğe sahip bir bakış açısı içerir.
Dışavurumculuk daha önceden kullanılmış olsa da dışavurumculuk sifati sadece XX. yuzyil sanat eserlerine verilmektedir
      Egon Schiele


Teknikler:

Bozulmuş çizgiler, şekiller ve abartılı renklerle sanatçının iç dünyası yansıtılır
Sivri keskin çizgiler, kırmızı ve tonları öfkeyi, dairesel oluşumlar, mavi ve tonları daha çok sakinliği vurgular
Edward Munch, Kirchner, James Ensor ve Oscar Kokoschka bu akımı takip eden sanatçılardır

Dışavurumcu mimari:

1910 ve 1930 yılları arasında özellikle Almanya'da etkisini gösteren ekspresyonist mimari, bu anlamda da Bauhaus okuluyla paralleklikler taşır.
90 derecelik açıyı ortadan kaldırmak temel teknik olarak düşünülür
İşlevselliği formla bütünleştirme amacı, alışılmamış formların ve yeni malzemelerin kullanılmasıyla ifadeci mimarlık anlayışının kendine özgü dinamiklerini oluşturur
1933 yılında nazi yönetiminin Almanya'da başa geçmesinden 5 yıl sonra ekspresyonist sanat yok olmuştur. İkinci dünya savaşından sonra ise brütal bir anlayışla etkinliğini yeniden göstermiştir.
1960'larda yapılan Sydney Opera Binası ise, postmodern ifadeciliğin en önemli yapıtları arasında gösterilir.
Dışavurumculuk, kübist, minimalist ya da fütürist anlayışlarla da özdeşleşerek temel bir sanatsal ifade olarak canlılığını sürdürür.
Bruno Taut'un 1914de Köln'deki "Werkbund Sergisi" için hazırladığı "Cam Pavyon" ve Erich Mendelsohn'un 1921'de bitirilmiş olan Potsdam'da bulunan "Einstein Kulesi" ve Hans Poelzig'in tiyatro direktoru Max Reinhardt icin hazirladigi Berlin'deki "Grosse Schauspielhaus" tiyatrosu ic dekorasyonu ekspresyonist mimarlığın onemli ornekleri olarak görülür.